Kabak Çekirdeği Aç Mı Tok Mu?
Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır; kimisi büyük bir aşkı bulur, kimisi kendi işini kurar, kimisi de ilk kez kabak çekirdeği açarken hangi kararın doğru olduğunu anlamaya çalışır. Çünkü evet, doğru tahmin ettiniz, kabak çekirdeği meselesi sandığınız kadar basit değil. Bir sabah, bir akşam, bir gece yatarken ya da günün herhangi bir saatinde bu soruyu sormak zorunda kalırsınız: Kabak çekirdeği aç mı tok mu?
Hayat bu kadar karmaşık işte. Her an bir kabak çekirdeği açma kararı vermek zorunda kalıyorsunuz. Hadi gelin, biraz mizahi bir şekilde kabak çekirdeği açmanın (veya açmamanın) ne demek olduğuna bakalım. Belki de, belki de hayatımızdaki en büyük karar budur, kim bilir?
Kabak Çekirdeği: Sadece Bir Atıştırmalık mı?
Kabak çekirdeği, adını duyduğum ilk andan itibaren benim için bir bilinmezlik olmuştur. Yani, tamam, tadı güzel falan da, aç mı tok mu olduğu konusunda her zaman kafamda bir soru işareti olmuştur. Bunu en iyi İzmir’de yaşayan bir genç yetişkin olarak anlatabilirim, çünkü burada insanlar ya balık yer ya da kabak çekirdeği. Sadece kabak çekirdeği? Evet, başka da bir şey yok, kardeşim, ya bu ya da simit!
Bir gün arkadaşım Ali ile buluşuyorduk. Ali’nin cebinde her zaman bir paket kabak çekirdeği vardır. Yani o kadar takıntılı ki, bazen ceketinin cebinden bile dökülür. Hem de hiç beklemediğiniz bir anda. Mesela, bir kafede oturuyoruz, adam cebinden kabak çekirdeği çıkarıyor ve derin bir nefes alıp “Kabak çekirdeği açmak, bir hayatı açmaktır” diyerek elini cebinden çıkarıyor. Tam o sırada ben de soruyorum: “Aç mı tok mu?”
Ali, bana derin bir bakış atarak cevap veriyor: “Açsan, çekirdek açarsın. Toksan, çekirdekle kendini oyalarsın.” Bir an durup, bu derinliği anlamaya çalışıyorum. Valla bu kadar espriyi seven bir adam, bir de filozof olabilir mi? Tabii ki de olurmuş, ama o an gerçekten de ikisinin arasında kalıyorum. Tok olsam mı, aç mı olsam?
Kafamdaki Karışıklık: Bir İnsan Neden Kabak Çekirdeği Yer?
Kabak çekirdeği yemek bir şansa dayanır mı? Yoksa bunun arkasında derin bir içsel hesaplaşma mı var? Eğer açsan, kabak çekirdeği, bütün dünyayı unutturur sana. Ama tokken, o kabak çekirdeği… Hani bir şey yapıyormuşsun gibi gelir ama yapmıyormuşsun gibi de hissedersin. Bir çeşit beyin oyunudur bu.
Mesela bir akşam üzeri, evde televizyon izlerken çerezlik bir şeyler almak istiyorum. Ama bir türlü karar veremiyorum. Cips mi alsam? Yok, sağlık için fena olur. Çikolata mı? O da mı? Sonra bakıyorum, kabak çekirdeği. Ve evet, kararımı veriyorum: Kabak çekirdeği! Ama bak, içeride bir ses başlıyor: “Ya açsan? Ya tok olmasan?”
İç sesimle, kabak çekirdeğiyle savaşa giriyorum. Tokum ama. Yine de bir paket çekirdek açıyorum. Çünkü ne demişti Ali? “Bazen sadece bir kabak çekirdeği, hayatındaki tek çözüm olabilir.” Tabii, bir süre sonra çekirdeklerin içini açmaya başlıyorum ve bir dakika sonra o küçük “iç ses” yeniden devreye giriyor: “Sen hala mı burdasın? Hadi gel, bir şeyler yap. Git dışarı çık, spor yap. Hayat bu kadar yerinde saymaz!”
Ama durun, bu iç ses fazla ciddi olmaya başladı, biraz mizah yapalım, değil mi? Kapanıp kalacağımız yer değil burası. Bu kabak çekirdeği her neyse, rahat bırakın onu. Akşamı şenlendirecek bir anı olmuş oldu işte.
Kabak Çekirdeği: Açlık mı, Rahatlık mı?
Sizi bilmiyorum ama kabak çekirdeği, bazen gerçek bir “açlık” değil de rahatlık ve zaman geçirmek için en iyi yol gibi gelir. Açken, çikolata yerken aldığınız tatminin üçte biri kadar tatmin edici olabilir, çünkü çikolata anında geçer. Ama kabak çekirdeği öyle değil. Bu, bir ritüel. Bir dakikada değil, her çekirdeği açarken biraz daha huzur buluyorsunuz. Ama tabii, bir zaman sonra bunun ne kadar “gerçek” bir tatmin olduğu konusunda kafa karışıklığı başlar.
Bir arkadaşım, kabak çekirdeği yemeyen insanların “sadece açlık hissiyle başa çıkamadığını” söylüyor. Yani, ne kadar doğru bilmiyorum ama bana göre bu iş biraz daha farklı. Bazen açsan bile o kadar huzursuz oluyorsun ki, bir paket kabak çekirdeği bulup içinden birkaçını alırsan, kendini daha iyi hissediyorsun. O kadar garip bir tatmin ki, aç mısın yoksa tok mu olduğunu düşünmüyorsun bile. Sadece “bu anda rahat mıyım?” sorusuyla geçiş yapıyorsun.
Bir gün, gece geç saatlerde yazın en sıcak günlerinde, kabak çekirdeği açarken şu düşünceye daldım: Acaba bir gün kabak çekirdeği yiyerek tüm evrenin sırrını çözecek miyim? Çünkü bence, bu küçük çekirdeklerin içinde bir hayat bilgeliği var, anlamak ve keşfetmek için… Sadece sabırlı olman gerekiyor. Ya da gerçekten de tokken yememek gerektiğini anlayan bir insan olman lazım. Yani, hala çözemedim!
Kabak Çekirdeği, Beni Anlayan Tek Arkadaşım
Kabak çekirdeği ve ben, garip bir bağ kurduk. İzmir sokaklarında, bir kafe köşesinde, en sevdiğim kabak çekirdeği markasını açarken, sadece biraz eğlenmek istiyorum. O çekirdekler benimle. Her bir kabak çekirdeği, içimde bir anı hatırlatıyor: O eski yazları, dostlarımı, eğlenceleri. O kadar değerli ki, asla bitiremiyorum. Bir paket bitmeden bir başka paket başlatıyorum. İhtiyacım yok ama o an içinde kaybolmak hoşuma gidiyor.
Bazen kendimi şöyle hayal ediyorum: Kabak çekirdeğiyle tüm dünya dertlerini çözebilirim. Yani, gerçekten de olsaydı, dünyayı barış içinde tutmak için tek ihtiyacım olan şey kabak çekirdeği olurdu. Düşünsenize, bir karar veriyorsunuz: Herkesin önünde bir paket kabak çekirdeği var. Kimse birbiriyle kavga etmiyor, kimse kimseye öfkeli değil. Sadece keyif alıyoruz.
Ama tabii ki, hayat o kadar da basit değil. Kabak çekirdeği de bazen insanı korkutuyor. Acaba gerçekten “tok muyum?” sorusuyla yüzleşecek miyim? Bunu hiç bilmedim.
—
Sonuç olarak, kabak çekirdeği açmak mı tok olmak mı sorusu, aslında bir felsefi arayış. Hayat, bu küçük çekirdeklerin açılmasında olduğu gibi karmaşık, bazen basit, bazen garip bir yolculuk. Biz sadece o yolculuğu kucaklıyoruz, adım adım, çekirdek çekirdek.